Toros Gazetesi

Mevcut işlemin bitmesini bekleyin

Yazarlar

<< Yazarın makalelerine geri dön
Melih GÜRÇKAYA info@torosgazete.com SAPLI KAZMA 01.02.2017 00:39:48 Bu makale 3352 kez görüntülendi.
Yorumlar:
  • Bu makaleye ilk yorum yazan siz olun...

Sessizliğin anlaşılması için önce gürültünün olması lazım. Sükunet'in olması için de karmaşanın oluşması gerek.
Çünkü bunlar ötekiler olmadan anlaşılamaz. O halde gürültü de karmaşa da olmalı.


Yoksa ne kadar ağır da dönse bu gezegende zaman denen bir olgu var. Zaman bunların birbirinden ayrılamaz olduğunu ispatlayan pek çok örnekle dolu. İnsan oğlu kavga dövüş olmadan düşünmez.

Çünkü, kuvvetle ihtimal dahilinde ki, biraz alttakini keşfetmeden aciz yani araştırma denen en basit beyinsel aktiviteden yoksun olanların, okuduğunu anlamadan hatta okumadan dahi fikir sahibi olmaları; insan toplumunun içinde olduğu, üstelik de ümitsiz, çözümsüz ve geri dönüştürülemez biçimde battığı geriliğin tam göbeğinde kalması ile sonuçlanıyor.
Bilgi olmadan ilerleme olabilir mi?


Ne yazık ki, bu gerilikten ve ne olup bittiğinden bihaber insanlık trajedisi, kişinin kendisine sorarsan son derece müthiş ve bilinç kumkuması olduğunu sandığı beyinsel ışıltısının aslında hiç bir anlamının bile olmadığı, haklarını bilmesi ve kullanması için verilen bilgiyi anlamadan dahi yoksun kalması ile ve hatta üstelik de 'burada ne deniyor' diye kendisi ile ilgili yeni bir gelişimi anlama için başkalarının yardımını istemesi ile zaten ispatlandığından; beyhude yere insanın gelişimi için çaba sarfedenlerin, aslında genetiğine işlenmiş; ilerleme, bilgi sahibi olma, destekleme çabalarının işe yaramadığını kabul etmesi ile sonuçlanıyor.


Toplumda mevcut hiyerarşik yapılanmanın, toplumdaki parçalanma, sınıflaşma ve en önemlisi yöneten yönetilen ayırımının bilinmeyen bir geçmişten bilinmeyen geleceğine doğru uzayacak yolculuğunu olası kıldığını anlamak için insanoğlunun daha çok fırın ekmek yemesi gerek.

İnsan ırkının; gelişme, refah ve özgürlüğe ulaşmadaki amaçlarını saptama başarısını gösterememesine ve bu amaçlara ulaşmak için en uygun yapının ne olduğunu daha yüzyıllar geçse bile bulamayacak olmasına üzülüyorum.

Sıradan insan kurtuluşunu kendinde aramayı beceremeyeceği için ve hep kendi namına başkalarının birşeyler yapması beklentisi içinde olduğundan zaten bu ince nüansı anlayamaz.
Hatta en komiği, anlayamadığı sorunu da "ne diyon lan sen" yaklaşımı ile bir çırpıda çözüverir bile.
Çok yaşa sen emi.

Sahip olduğu potansiyeli değerlendiremeyen, zaten değerlendirme kabiliyeti'nden de yoksun olduğu için kendisine uygun biçimde yönlendirilen bir toplumun yönetimi, kaçınılmaz biçimde toplumuna kan kaybettirir.

Bir araya gelip organize olma, güçlerini birleştirme, hep beraber gelişim ve refah için çalışma ferasetinden yoksun olan, zaten bu durumu çoktan kabullenmiş, kendi ayağına kazmayı indirmiştir bile.